diğer bloguma (faninida.blogspot.com)
bakmak istersen
tıkla
İçimden geldiği gibi...
Bir takım şeyleri eleştirmek, gündeme getirmek, ilgimi çeken şeyleri paylaşmak, iç ve dış dünyamı yansıtmak için burdayım...


Blogcu Dostlar
Yazı ve resimler, kaynak göstermek suretiyle kopyalanabilir. 
Aksi halde Mahkeme-i Kübra'ya havale edilir. 
Tüm hakkım saklıdır. 
16/7/2008
Öss taban puanının düşmesi üniversite taban puanlarını da düşürü
"Öss taban puanının düşmesi üniversite taban puanlarını da düşürür mü? "
Son günlerde öss'ye giren öğrencilerin dillerinde dolaşan belki de umutlarını buraya bağladıkları bir soru bu.
Haberlerin altlarındaki yorumları okuyorum da kimisi kızmış, kimisi sevinmiş, kimisi umut etmiş... Yani herkes işine geldiği gibi davranıyor. Eğer eski mezunsan ve açık öğretimde tercih yapcaksan yahut zengin bebesiysen barajın düşmesine göbecikler atarsın. Bunun dışındakilere barajın dümesinin hiç fayda getirceğini sanmıyorum. Zira önemli olan baraj değil, sıralama. Üniversiteye barajı ne kadar geçildiği ile değil toplam puan, özellikle yüzdelik dilim ve sıralamayla giriliyor.
Osym yaptı gene yapacağını! O meşhur saçmalıklarına bir yenisini ekleyerek sağdan soldan duyduklarına hemen inanan ebevynlerin kendince büyük hayallere kapılmalarına neden oldu, bu hayalleri gerçekleştiremeyeceklerini bilen öğrencilerin ise psikolojilerini hepten bozdu. Kuzenimin sayısal1 den toplam 335 puanı var. ODTÜ hayyalleri kuruyor. El insaf biraz alçaktan uçun.
Her sene yeni bir sistem, her sene yeni bir uygulama! Bunun sonu yok mu? öss kitaplarının üzerinde hep 'yeni sınav sistemine göre yazıyor' nereye baktıysam çoğunda bu yazı mevcut. E çünkü bu yenilik bitmiyor:)
Neyse esas mevzuya döneyim. Bu yılın diğer yıllara göre avantajlı bir yıl olduğu kesin. Zira sınava giren kişi sayısı düşünüldüğü kadar az olmasa da kalitesiz öğrenci sayısı fazla. Yani eski mezunların çoğu iki yıllık yahut açıköğretim için sınava girdiler. Bu demek oluyor ki dört yıllık tercih yapabilen kişi sayısı az. O halde buraları tercih edebilecek öğrencilerin şansı yüksek. Yine bu durum kontenjanların artmasına neden olabilir.
Bana göre bu yıl da üniv. taban puanlarında bir düşme olmayacak. Hele hele baraj 20 düştü taban puanlarda 20 düşer diyenlerin hayalleri suya gömülecek. Böyle olması mümkün değil zaten. O kadar da kalitesiz öğrenci almak istemezler sanırım(?)
Ve lakin puanlar düşse düşse bir iki bilemedin beş puan düşer diye de içimden geçmiyor değil hani:P
14/5/2008
Ösym'nin saçmalıklarından biri.
Öss'ye kendisi veya yakını hazırlananlar bilirler. 2006 yılından itibaren öss'ye öys konuları da eklendi. Sorular alan ve ortak dersler olarak gruplara ayrılarak soruluyor artık. Ve öys soruları yani bilgi içerikli sorular alan derslerinin içinde soruluyor .
Şöyle özetle belirtecek olursam:
Ortak dersler: Türkçe, sos1, mat1, fen1 adı altında.
Alan dersler: Ed-sos, sos2, fen2 mat2 diye bölümlere ayrılmış.
Sayısalcılar ortak derslerin yanında fen2 ve mat2 'yi,
Eşit Ağırlıkçılar ortak derslerin yanında mat2 ve ed-sos'u,
Sözelciler de ortak derslerin yanında ed-sos ve sos2 yi kesinlikle yapmak zorundalar. Yani alan derslerine giriyor bu bölümler.
Ed-sos bölümünde edebiyat, Türkiye coğrafyası ve psikoloji dersleriyle ilgili sorular var
Sos2 bölümünde ise tarih, ülkeler coğrafyası, sosyoloji ve mantık dersleri var.
Buraya kadar herşey normal gözüküyor evet. Saçmalık bunun neresinde diye düşünüyorsunuzdur şimdi. Acele etmeyin ve okumaya devam edin.
Şimdi sözelcilerin tercih edebileceği bölümlerden bir kaçını ele almak istiyorum.
"Sözelciyseniz gazetecilik, türkçe, tarih, coğrafya öğretmenliğini sözel2'den rahatlıkla tercih yapabilrsiniz. Fakat psikoloji ya da sosyoloji bölümünü istiyorsanız sözelden tercih yapamıyorsunuz. EA2 puanınızla bu alanları tercih edebilrsiniz." Dediğimde bir sözleci kalkıp
"Eee hadi psikolojiyi anladık da sosyoloji neden EA'da? Ben sözelciyim sos2'de sosyoloji konusundan sorumluyum. O dersi çözmek bana şart. Çalşıyorum çabalıyorum soyolojiyi de çözüyorum. E peki neden bu bölüm EA'da? Üstelik onlar sos2'den bile sorumlu değiller!" demez mi? Bal gibi de der. Demekte de haklı. Fakat ne derse desin bu saçmalık hala uygulanıyor. Ya sosyoloji dersi ed-sos bölümüne eklenmeli ya da sosyoloji bölümü sözel2 puanıyla tercih edilmeli diye düşünüyorum. tabi benim düşünmemle düzelmiyor malesef.
Haaa soyolog olmak isteyen sözelciler bir hatırlatma yapayım EA2 puanınızın yüksek olmasını istiyorsanız mat2 de yapmalısınız. Çünkü o daha çok puan getiriyor. Buyrun cenaze namazına...
28/4/2008
Bu kadar da olmaz yani
(Futbolla, maçlarla alakalı biri değilimdir, takım da tutmuyorum baştan söyleyeyim.)
Dün GS - FB maçı vardı. Maçı izlemedim, haberlere de bakmadım kim yenmiş, kim kaybetmiş diye.. Maçı da tv.da, kanalların sağ üst köşesinde görmüştüm.
Bir vakit sonra dışarıda bir gürültü, bir korna sesleri koptu ki sormayın gitsin. Anladım ki Gs yendi. Çünkü GS galip geldiğinde taraftarları cennetle müjdelenmişcesine sevinç çığlığı atıyor.
Gecenin bir yarısı yoldan sessiz sedasız geçen vatandaş caddeden geçen arabaların korna sesleriyle sessizliğini bozarak "oleeeyyy, yehuuu" nidalarıyla onlara eşlik ediyor. Bu sadece FB - GS karşılaşması sonrası oluyor. Dikkatimi çeken bir durum var; neden FB'liler böyle sevinç gösterilerinde bulunmuyor?
Cimbomluların kanı mı deli, yoksa Fenerliler mi çok efendi? Şimdi GS'lılar üstüme gelmesin genel olarak söylüyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz. Ama bir değil, iki değil; ne zaman Galatasaray Fenerbahçe'yi yense bir kıyamet kopuyor sokaklarda.
Her hangi bir günde yolda giden bir vatandaşın durduk yere bağırmasına karşılık "vıyyy deli mi ne?" dediğimiz kadar; gecenin bir vakti insanları rahatsız edenlere de "dellenmiş bunlar" demek normal bir yaklaşım olsa gerek!
Elinizi vicdanınıza koyun da öyle düşünün: Saat olmuş gecenin on ikisi, hala bangır bangır bağıran, zır zır kornaya basanlar var. Bunlar hiç demez mi ki hastası, ihtiyarı, bebeği, yorgunu bu saatte uyuyan birileri vardır diye?! El insaf be! Hastanenin dibinde bile bağırıp durdular.
Sevinin ama her şeyin de bir sınırı var yani!
Suç Galatasaray'ın değil ama tebrik de etmiyorum işte, hıııhhh
17/4/2008
Ayıkla pirincin taşını
Canım atalarımızın bizlere ulaştırdığı çok güzel, pek kıymetli bir sözü vardır: "Ayıkla pirincin taşını" Bu ata sözünün hem mecaz hem de gerçek anlamı var. Gerçek anlamını annem uygulatmakla birlikte mecaz anlamını genelde arkadaşlarım uygulatır. Mecaz, gerçek her halukârda taşı ayıklayan benim malesef.Çıkarı, kaçarı, göçeri yok. Koyuyorlar önüne yarım kilo pirinç ayıkla bakalım taşını akşama yemek var. Uff uff sadece ayıklamakla kalmıyorum tabi, pişiren de benim. Yahu arkadaşlar bir evde her gün pilav pişer mi? Şaşırmayın bizde pişiyor. Pirinç pilavı olmazsa bulgur pilavı... Ama muhakkak pişiyor. Pişmediği gün makarna yapmışızdır kesin e onla da gitmez yani:)
Nerden çıktı şimdi bu pirinç muhabbeti demeyin. Malumunuz Dünya piyasalarında kaliteli pirinç fiyatı son 1 yıl içinde yüzde 68 oranında arttı, ülkemizde ise pirince yüzde 130 oranında zam yapıldı. Tüm yurt bu haberle çalkalanıyor. Çalkalanıyor çalkalanmasına ya ben mutfakta pirinçlerin arasına gömüldüğüm için Karadeniz'de tonlarca pirincin, fiyat artığında pazara sunmak üzere bekletildiğini. duymamıştım.
nominal ağabeyden duyduğuma göre ülkemizde pirinç var; ama Toprak Mahsulleri Ofisi'nde yokmuşşş. Ee nolcak yahu, meydan fırsatçılara mı kalacak? İşte şimdi 'ayıkla pirincin taşını' Ama olmayan pirincin taşını nasıl ayıklayacağız?
Mağdur vatandaş olarak bizim yapacağımız tek şey var: Bu fahiş zamları oluşturanlara tepki göstermek, fiyatlar normale dönene kadar pirinç satın almamak.
Hu huu babacııım sana da duyrulur, pirinç almayasın haaaa..
Ben de pilav yapmayım.
Boykot var boykot
Kendimi düşünüyorsam nağmerdim
Her şey Türkiye için

4/4/2008
Genç sunucu isteriz
Son zamanlarda televizyondan ya da gazetelerin köşe yazılarından tanıdığımız kişiler
ana haber sunmaya soyundular.
Star'a bakıyorum Uğur Dündar var, atv'de Mehmet Barlas, kanal d'de Mehmet Ali Birand. Kıyasıya yarışıyorlar. Nedir bu rekabet anlamış değilim.
Allaaahhh dedim yoksa sunucu kıtlığı mı var? Bunlara kalmış meydan.
Evet bu insanlar yıllarını haberciliğe vermiş, deneyimli kimseler. Haber toplamakta, haber yapmakta ustalar. Ama 'ana haber sunma' konusunda pek başarılı göremedim. Bırakın bu işi, gençlerin önünü açın bence.
Açıkcası ben Uğur Dündar ve Mehmet Barlas'ın ana haber sunumunu hiç beğenmedim. Uğur Dündar çok heyecanlı, nefese nefese sunuyor. Mehmet Barlas gayet sakin, sessiz sunuyor. Barlas kelimeleri ağzında pek bir yuvarlıyor. Dündar çok vurgu yapıyor. Mehmet Ali Birand'ı hiç sormayın Reha Muhtar kadar tökezliyor diyebilrim.
Yok onun gibi acayip soru sorduğuna rastlamadım Allah için. Ama kelimeleri yanlış telafuz ediyor.
Bir de gayr-ı ciddi bir sunumu var.
Atv'den Ali Kırca gitti diye atv haberi seyretmek istiyordum ama
yok yahu hiç hoşuma gitmiyor Mehmet Barlas'ın sunumu.
Starda Nazlı Çelik varken star haberi daha çok izliyordum. Şimdi ona bakmıyorum bile.
Ben Uğur Dündar'ı haftada bir Arena'da görmeye alışıktım. Arena demişken aklıma geldi çocukken ben çok korkardım bu programdan. Hani orada haberleri aktaran arka plandaki ses var ya
İşte ondan ve girişteki müziklerden çok etkilenirdim.
Hatta frangmanı çıktığında kalbim hızla çarpardı hemen kanalı değiştiridim.
Çocukluk işte:)
Bakın çocukluk diyorum bundan kaç yıl evvel vardı Uğur amcam:)
yahu Uğur Amca siz Arena'ya devam etseniz de
gençler sunsa ana haberleri
bastırılmış duygularım hortluyor sizi görünce
Özetle,
ana haberlerde kusura bakmayın ama
ihtiyarları görmek istemiyoruz,
genç sunucu isterizzzz.
Haberler yetirince kasvetli zaten.
Ayrıca bayanlar daha güzel sunuyor.
Ana haberlere 'Gülgün Feyman'lar gelsin artık.
(Bu konuda uzman değilim ama
duygu ve düşüncelerimi içimden geldiği gibi söylemek istedim sadece.
Haksız da değilim hani?
)
3/4/2008
Serzeniş (msn'ye)
Msn'yi her açtığımda bu uyarıyı görmek zorunda mıyım ben? Bunu susturacak başka bir yol yok mu?
Yahu ben bu sürümünden memnunum size ne ki?
Hayır ordan anlağı kıt mı gözüküyorum da habire yenisi çıktı, kullanılabilir diyorsunuz?!
Yoksa balık mı sandınız, unutmuşumdur diye hatırlatma babında cart, pat gösteriyor, sorup duruyorsunuz. Aaaaa yetti be
Ötekine geçmek istemiyorum. Anladınız mı ?
İstemiyoruuuummmmm
'Yüklemiycem' işte 'yük-le-miy-ceeemmm!!'
İnat değil mi?