Penceremden gördüklerim...





25/2/2008

Kadın-Erkek İlişkilerindeki Şirk Sevgisi


Kadın-erkek ilişkilerinde, Allah rızası dışında karşılıklı kurulan bağlılık ve beraberlikler, insanları şirke saptıran en önemli konulardan birisidir. Bunlar evlilik ya da toplumda giderek yaygınlaşan evlilik dışı beraberlikler şeklinde olabilir.

Bu romantik sevgi anlayışında, Allah'a karşı yerine getirmeleri gereken bütün vazifeleri birbirlerine karşı getiren, birbirlerini Allah'tan bağımsız müstakil varlıklar olarak gören, Allah'a karşı duymaları gereken hisleri birbirlerine karşı duyan "sevgililer" ortaya çıkar. Bu kişiler Allah'ı zikretmek (anmak) yerine, sürekli birbirlerini zikrederler (anarlar). Sabah gözlerini açtıklarında, kendilerini yaratmış ve onlara yeni bir gün vermiş olan Allah'ı anıp O'na şükredecekleri yerde, ilk işleri birbirlerini düşünmek, birbirlerini hayal etmek olur. Kendilerini Allah'a beğendirmeye değil de, birbirlerine beğendirmeye çalışırlar. Allah ve O'nun dini için fedakarlıkta bulunmazlar da, birbirleri için türlü fedakarlıklar gösterirler.
Kısacası bu kişiler, birbirlerini ilah edinirler. Nitekim dünyada son derece yaygın olan bu çarpık sevgi anlayışının örneklerine bakıldığında, romantik erkeklerin ve kadınların açıkça birbirlerine "sana tapıyorum" gibi ifadeler kullandıkları görülebilir (Allah'ı tenzih ederiz). Yine romantik sevgililerin birbirlerine yaptıkları konuşmalarda, yazdıkları şiirlerde "nereye baksam seni görüyorum, nereye gitsem seni düşünüyorum" gibi ifadeler yer alır. Oysa her nereye bakılsa ve her nereye gidilse düşünülmesi gereken tek varlık, alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Görüldüğü gibi halk arasında masum hatta makbul bir sevgi çeşidi olarak görülen romantik aşk, gerçekte Allah katında lanetlenmiş olan "şirk koşma"nın bir parçasıdır. Ne var ki "gerçekleri ters yüz eden şeytan" her konuyu olduğu gibi bu kavramları da aslından çarpıtarak insanlara süslü göstermekte, insanların çoğu da şeytanın gösterdiği yolu izlemektedir:
Andolsun Allah'a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi odur ve onlar için acı bir azab vardır. (Nahl Suresi, 63)
…Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (Ankebut Suresi, 38)
Kuran'da, bu tür romantik ilişkilerde kadınlara karşı beslenen tutku dolu sevgiye özellikle dikkat çekilir. Bu kadın, kişinin karısı, sevgilisi, hatta uzaktan "platonik" olarak sevgi beslediği herhangi bir kadın da olabilir. Eğer bu, Allah'ı unutturan, Allah'ı gereği gibi anmayı engelleyen, Allah sevgisine tercih edilen, kalpten Allah sevgisini çıkarıp da onun yerine konulan bir sevgi türüyse, kişiyi doğrudan şirke sürükler. Kuşkusuz aynı tehlike yalnızca erkekler için değil kadınlar için de geçerlidir.

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)

alıntıdır

17/12/2007

Esma duası (M.Engin Noyan)

 

    

Ya Rabbi!

Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini asikar etmezsen ruhum karanlikta kalir
Esmaül Hüsna'na sahit yaz beni

 

 

Allah

Sensin Allah! Sanadır kulluğum,
Sendedir çarem seninledir varlığım,
Seni arar ruhum seni anar kalbim,
Başkasına değil sana muhtacım.
Başkasını değil seni çağırırım.
Başkası yaratılmıştır, sen yaradansın.
Başkası devamsızdır, sen daimsin ve daim eyleyensin.
Başkaları muhtaçtır, sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin.
Başka ilah yok sen Allahsın
Sen ki eşi benzeri olmayansın
Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin
Cemaline cevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi.

Ya Rahman
Sen öyle rahmet edersin ki
Rahmetinin bir cilvesi cennetim olur
Rahmetinden bir parıltı sonsuz mutluluğumdur
Rahmetinin bir damlası herkesin rızkına kefil olur
şu çorak gönlüme merhametini indir
şu fani ömrümü sonsuzluğa eriştir

Ya Rahim
öylesine rahimsin ki
Kulağımı sözüme muhatap eylersin
Aklıma vahyinle tenezzül edersin
öylesine rahimsin ki istendiğinde zaten verirsin
istenmediğinde de lutfedersin
öylesine rahimsin ki hak edene hepden verirsin
Hak etmeyene bile çok bahşedersin
öyle rahimsin ki
Dünyayı bu kadar güzel eylersin ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya rabbi korkudan emin eyle beni
Yüzünden azat eyle kalbimi
Ateşten uzak eyle beni
Hicrana düşürme kalbimi
Rahmetinin rahmine al beni merhametinin kucağına al kalbimi


Ya Melik
Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin
Gökler yarılırken sahibim sensin
Yıldızlar dağılırken sahibim sensin
Varlığım bana ait değil varım yoğum senin
Elimde olanlar benim değil
Sahiplendiklerimde senin
Yokluğa düşürme beni
An senin darlık verme kalbime mekan senin


Ya Kuddus
sensin kuddus kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir şey pak sayılmaz gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanımı her nefeste temizlediğin gibi nefsimi arındırıp pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin
Gönlümü muhabbetinle temizle

Ya Selam
Sensin selam sendendir selam
Emrine dinler ateş ki
ibrahim a.s için serin ve selametli olur
ibrahim a.s gibi dostluğuna kabul eyle beni
ibrahim a.s gibi ateşi gül eyle tenime
Gül gibi ateşten çiçekler açtır ruhumda
Selamını şebnem gibi dokundur kalbime

Ya Mümin
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere hiç imam vermezsen kim inandığından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalır
Hevamın tuzağına düşürme beni
Nefsimin eline bırakma
öyle mümin eyle ki beni pişmanlıklarım beni sana döndürsün

Ya Müheymin
Sensin gariplerin sığınağı
Sensin kimsesizlerin dayağı
Sensin hakkı himaye eden
Sensin aklımı aldanışlardan kollayan
Sensin ayağımı tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayıfları kuvvetlilerin şerrinden himaye edersin
Mazlumların hakkını zalimlerden almayı vaat edersin
Sen ki benim en küçük en önemsiz en gizli arzularımı da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarına kanmaktan koru beni
Aşağıların aşağısına yuvarlanmaktan koru beni

Ya Aziz
izzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düşmez sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalnız sana kanar
Yakındığınla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalnız seni arar huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalnız sana aşikar
Başkalarının yanında rezil etme beni

Ya Cebbar
Sen ki mağrurları gururlarına esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanıp zülüm edenleri vicdanların pençesine hapsedersin
Bir sineği vasıta eyle de nemrutlardan kurtar beni
Bir asayı vesile eyle de firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde ebrehelerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasına izin verme
Aklımın beni saptırmasına geçit verme
Hep iteat üzere sabit kıl beni

Ya Mütekebbir
Ben acizim sen kadirsin
Ben fakirim sen rahimsin
Ben ölüyüm sen haysın
Ben çaresizim sen ehadsın
Ben muhtacım sen sametsin
Ben sağırım işiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konuşan sensin
Ben yaratılıyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi

Ya Halık
Sen ol diyince her şey oluverir
Ol de olayım yarattıklarının arasında kalayım
Halk ettiğin gibi ahlaklanayım
Sen yarattın diye güzel olayım
Hep en güzel kıvamda kalayım

Ya Bari
Ruhum senin elinde bendenim sana emanettir
Yoklukta bırakma beni,
Karınlıkta bırakma beni
çirkinliğe daldırma beni
Güzel eyle her halimi

Ya Musavvir
Yokluğa varlık suretini giydiren sensin
Hiçliğe varlık boyasını çalan sen
Güzeli güzel kılan ancak senin tasvirindir
Sen ki yüzümü benim için biricik sevdiklerim için tanıdık eylersin
Katında makbul olan güzellikle tasvir eyle suretimi

Ya Gaffar
Gizli düşmanlıklarımı bilen sensin
Göz yaşlarıma değer veren sensin
Bilirim rahmet denizini bulandıramaz cümle günahlar
Rahmetinle arındır bağışla beni

Ya Kahhar
sen öyle kahharsın ki
Kahrında lütfun çok
Kahrında acelen yok
Sen öyle kahharsın ki kahrında adalet var
Kahrına sınır yok
Düşmanımız çok aczimiz nihayetsizdir
Kahrınla helak eyle zalimleri

Ya Vehhab
Yokluğa sırf yok olduğu için varlık bahşedersin
Nankörlerin bile rızkını kesmez inkar edenlere bile nefes verirsin
Varlığım senin lutfundur senin ihsanındır
Aciz varlığıma lutfunu ihsanını daim eyle


Ya Rezzak
Hazinende yok yoktur
Ol dersin her şey olur
Yarattığın her canlının rızkı senin katında saklıdır
Vahyin mümin kalplerin serin akılların rızkıdır
Ya rabbi sana muhtaç olmak en büyük zenginliğimdir
Senin fakirin eyle beni
Senin verdiğinle doymak en büyük lezzetimdir
Sofranda ağırla beni

Ya Fettah
Damla kadarda olsa sevabım
Lutfeyle de cennetini aç bana
şaşkında olsa aklım kerem eyle de sana gelen yolları aç bana

Ya Alim
Senin için bilmenin başı yoktur
Ben ancak sonradan bilirim
Senin bilmediğin bir an yoktur ben ancak bazen bilirim
Sen açık edip söylediğimi de bilirsin
Sen susup kendine sakladığımı da bilirsin
Unutup kendimden sakladıklarımı da bilirsin
Kendi kuyularıma aklımın iplerini salarım
Kendime aklım ermez
Sen beni benden çok bilensin
Kalbimin kuytularında el yordamıyla dolaşırım
Kendime kendim yetmez sen bana benden çok sırdaşsın
Bildiğimi bilenlerden eyle beni bilmediğimi bilenlerden eyle beni
Sana malup olan ayıp ve kusurlarımla utandırma beni
 
Ya Kabıt ya Basıt
Dara düşürürsün genişlik verdiğinde şükretmeyeni
Genişletirsin dara düştüğünde de şükredeni
Takdir senindir
Ya rabbi sen ki imkansızı mümkün kılarsın
Darda koyma beni
Dara düştüğümde de şükredenlerden eyle beni
Sen ki asılları yanında tutarsın
Gölgede bırakma beni

Ya Hafıt
öyle hafitsin ki
Yokluğa yuvarlarsın varlığıyla gurura düşeni
öyle hafitsin ki
Zillete düşürürsün kendisini yücelteni
Gururdan azat eyle nefsimi zillete düşürme kalbimi

Ya Rafi
Secdelerimle sultan eyle beni kulluğumla şereflendir beni
Katında rütbelendir beni iyiler arasında an beni
Yükseklere al beni

Ya Muiz
izzetim varsa ancak senin verdiğin kadardır
Yalnız sana iteat etmenin izzetini ver bana
izzetine aine et fakiri

Ya Müzill
Sana boyun eğişim en tatlı sevincimdir
Senin kapına gelmeyen sonsuz çaresizlikler içindedir
Sana muhtaç oluşum en büyük şerefimdir
Cevapsız bırakma beni

Ya Semi
Yare açık yare,yare açmaya ne hacet
Feryadım duyulur aşikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare,hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak biçare parelenmeye ne hacet

Ya Basir
Körüm körlüğüme bile körüm gördüğüme bile
Körüm gösterdiklerine bile
Vaat ettiğin cennetine bile körüm
Senin görmenle görür cümle gözler
Aç gözlerimi

 

 

 

 

(Esma resimleri www.esma-ulhusna.com'dan alınmıştır)

 

 

9/12/2007

Uslup

 

Ashab-ı kiramdan Ebû Derda Hazretleri Şam'da kadılık yapıyordu. Bir gün halkın bir günahkâra sövüp saydıklarını işitti ve onlara:
'-Siz kuyuya düşmüş bir adam görseniz ne yaparsınız?' diye sordu.
Oradakiler:
'-İp sarkıtıp çıkarmaya çalışırız.' deyince Ebû Derdâ Hazretleri bu defa:
'-Öyleyse günah kuyusuna düşmüş bu adama da niçin bir ip sarkıtıp onu kurtarmayı düşünmüyorsunuz?' diye sordu.

 

Sakın incitme bir cânı

Yıkarsın ars-ı Rahman-ı...

(alıntıdır)

2/10/2007

Harika bir semazen gösterisi

Youtube'da dolaşırken rastladığım bu güzel ve özel gösteriyi sizlerle paylaşmak istedim. İzleyenler bilirler "Universiade 2005 Açılış Töreni"nden bir görüntü.

Gel, Yine Gel !
Ne olursan ol, Yine Gel !
İster Kâfir ol , ister putperest ol, ister Mecusi ,
İstersen yüz kere bozmuş ol tövbeni ...
Yine gel ! Bizim dergahımız umutsuzluk kapısı değil;
Umut kapısıdır. Yine gel...

27/9/2007

GELİR

GELİR

Pervane dediğin, çerağa gelir;

Sular, kıvrım kıvrım, ırmağa gelir.

Bülbül kovuldu mu dil bahçesinden,

Gak gak, karga; vak vak, kurbağa gelir.

O yön ki, ezelle ebed arası;

Ne sola kıvrılır, ne sağa gelir.

Gam çekme, böyle gitmez bu devran,

Nihayet sonuncu durağa gelir.

Hasretle beklenen gelir mutlaka;

Sultan fikir, şanlı otağa gelir.

Yırtılır güneşin kapkara zarı,

Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.

Füzeler kağnıya döner ve nöbet,

Işıktan da hızlı Burağa gelir.

Gökyüzü, yeryüzü, helâlleşirler,

Nur, kaçtığı yerden toprağa gelir.

Birleşir, kupkuru dalla yanık kök,

Yemyeşil bir ışık, yaprağa gelir.

Kal'anın burcunda çakar işaret;

Millet, dalga dalga bayrağa gelir.

 

Necip Fazıl KISAKÜREK

24/9/2007

Kendine gel uyan!



Birisi her gece kalkıp Allah'ı anıyor,O'na dua ediyordu.Şeytan ona dedi:"Ey Allah'ı çok anan kişi,bütün gece Allah deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı?

Sana tek bir cevap bile gelmiyor,daha ne zamana kadar dua edeceksin?"

Adamın gönlü kırıldı,başını yere koydu ve uyudu.Rüyasında ona şöyle dendi:"Kendine gel uyan!Niye duayı,zikri bıraktın?Neden usandın?"Adam:"Buyur diye bir cevap gelmiyor ki,kapıdan kovulmaktan korkuyorum." dedi.Bunun üzerine ona dendi ki:"Senin 'Allah'demen,O'nun 'Buyur' demesi sayesindedir.Senin yalvarışın,Allah'ın senin ruhuna haber uçurmasındandır..Senin çabaların,çareler araman,Allah'ın seni kendine yaklaştırması,ayaklarındaki bağları çözmesindendir..Senin korkun,Sevgin,Ümidin Allah'ın lütfudur..."



Yazı ve resimler, kaynak göstermek suretiyle kopyalanabilir.

Aksi halde Mahkeme-i Kübra'ya havale edilir.

Tüm hakkım saklıdır.